İstanbul
03 Nisan, 2025, Perşembe
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Hz. MUHAMMED'İN ÇEVRECİLİĞİ

13 Şubat 2025, Perşembe 02:17

Hz. Muhammed baskılar nedeniyle miladi takvime göre 622 yılında Mekke’den, Medine’ye göç etmek zorunda kalmıştı. Medine’nin ismi o zaman Yesrib’di. “Kınamak, fitne-fesat çıkarmak” anlamına geliyordu. Hz. Muhammed, Kötü bir anlam içeren şehrin ismini “Kent-şehir” anlamına gelen Medine ile değiştirdi. Daha sonra da Medine’de bir nüfus sayımı yaptırdı. Yapılan sayıma göre, Medine şehrinde ve çevresinde on bin kişi yaşıyordu. Bunun beş binini Yahudiler, üç bin beş yüzünü müşrikler, (Allah’a şirk-ortak koşanlar) bin beş yüz yüzünü de Müslümanlar oluşturuyordu.

Hz. Muhammed, Medine’ye geldiğinde şehirde tam bir kaos hakimdi. Yahudi kabileler hem kendi aralarında hem müşriklerle, Müşrikler de yine kendi aralarında çatışma içindeydiler. Hz. Muhammed bu çatışmaları sonlandırmak ve şehre huzur getirmek için tüm kabile reislerini toplantıya çağırdı. Bu toplantılar sonucunda taraflar arasında elli beş maddede oluşan bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın en önemli bölümü, tüm taraflar arasında çıkacak olaylara ve davalara bakma yetkisinin Hz. Muhammed’e verilmesiydi. Yani, tüm taraflar Hz. Muhammed’in yöneticiliğini kabul etmişti.

Hz. Muhammed Medine şehrinin yönetim yetkisini aldıktan sonra, kentin huzur ve düzeni için kararlar almaya başladı. Medine şehrinin ticaretini ve çarşısını elinde bulunduran Yahudi tüccarların etkinliğini kırmak amacıyla Müslümanlar için ayrı bir Pazar kurdu. Pazarın denetimi için dokuz kişilik bir heyet oluşturdu. Heyetin bir üyesi de kadındı. Bunun amacı pazarda hileli ve bozuk malların satılmasını engellemekti.

Hz. Muhammed, şehrin temiz, yaşanabilir bir kent olması ve çevrenin doğal güzelliklerini korumak amacıyla bazı kararlar aldı. Bu kararlar şunlardı:

--Medine şehrine bir Beridlik (Yaklaşık 25 kilometre) mesafeye kadar olan bölge, Koru haline getirilmiştir.

--Bu mesafe içinde kalan yerlerde, deveyi sürecek değnekten başka hiçbir ağaca zarar verilmeyecek ve kesilmeyecek.

--Otları biçilmeyecek ve yeşile zarar verilmeyecek.

--Hiçbir hayvana zarar verilmeyecek, avlanmayacak, yabani hayvanlar yakalanmayacak, alınıp-satılmayacak.

--Bu alan içinde silah taşınmayacak ve çatışma yapılmayacak.

Hz. Muhammed’in aldığı kararlara bakıldığında yeşile ve çevreye verdiği önem açıkça görülmektedir. Bir tarafta şehri çatışma ve kaostan uzak tutarak bir barış ortamı sağlarken, diğer taraftan da şehri yaşanabilir bir hale getirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.

Aradan bin dört yüz yıl geçmiş olmasına rağmen biz çevremizi, doğamızı, yaban hayatı katletmeye ve kirletmeye devam ediyoruz. Bunu hem de Müslüman kimliğimizle yapıyoruz. Demek ki sözde değil, özde Müslüman olmak gerekiyormuş. Yedinci yüzyıldaki kıyafetleri giymekle, sadece şekli ibadetle Müslümanlık olmuyormuş.

Müslümanlığına toz kondurmayan, fakat doğayı katletmeye ve kirletmeye devam edenlere uyarı olması dileğiyle…

Kaynaklar:

-- Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi.

--Mustafa Asım Köksal, Hz. Muhammed ve İslamiyet, Medine Devri, Cilt 1.

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum