İstanbul
03 Nisan, 2025, Perşembe
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Hz. MUHAMMED'E GÖRE KADILAR-HAKİMLER NASIL OLMALI?

16 Şubat 2025, Pazar 00:01

İslam ülkelerindeki adalet sistemi neden gelişmiş ülkelerin gerisinde bulunuyor? Bunun İslam dini ile bir ilgisi var mı, merak etmiştim. Yaptığım araştırmalarda bu durumun dinden kaynaklanmadığını, tam tersine hem Kur’an’ı Kerim’deki ayetlerde hem de Hz. Muhammed’in sözlerinde adaletin ve adaleti sağlayacak olan kadı ve hakimlerin çok önemsendiğini tespit ettim. O halde bunun nedeni neydi? Konu ile ilgili ayetleri ve Hz. Muhammed’in sözlerini verdikten sonra, nedenleri üzerindeki görüşümüzü açıklayacağız. Önce Kur’an’da adaletle ilgili ayetleri verelim:

NİSA SURESİ 58. Ayet: “Hiç şüphe yok ki, Allah size emanetleri -devlet işlerini EHLİNE (uzmanına-bilene) teslim etmenizi ve insanlara hükmettiğiniz zaman ADALETLE yönetmenizi emrediyor.”

NİSA SURESİ 135. Ayet: “Ey insanlar! DAİMA ADALETİ GÖZETLEYİCİ OLUN. Kendiniz, ana, baba, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin fakir demeyerek şahitlik edin. Zengin-fakir herkesin işi Allah’a aittir. Onları sizden daha fazla korur. Siz adaleti yerine getirirken nefsinizin dileğine uymayın. Bir tarafı gözeterek hüküm verir yahut bir taraftan yüz çevirirseniz bilin ki, Allah şüphesiz yaptıklarınızın hepsinden haberdardır.”

MAİDE SURESİ 8. Ayet: “Ey inananlar! Allah için daima doğru hüküm verin. Adalete tam uygun şahitlikte bulunun. Bir millete olan KİNİNİZ, sizi ADALETTEN alı koymasın.” (Kur’an’ı Kerim, Arapçası, Türkçe okunuşu ve anlamı, Milliyet yayınları 1982)

Hz. Muhammed’in kadı ve hakimlerle ilgili sözleri:

“Üç kısım Kadı vardır: Bir kısmı cennettedir, iki kısmı da cehennemdedir.

Cennette olanlar: Hakkı tanımış ve ona göre hüküm vermişlerdir.

İkinci kısma dahil olanlar: Hakkı tanımış, fakat hüküm verirken haktan ayrılmış ve cehenneme girmişlerdir. 

Üçüncü kısma dahil olanlar: Bilmeden insanlar hakkında hüküm vermiş ve cehennemi boylamışlardır.”

“Sizin hayırlınız, en güzel, en iyi hüküm verenizdir.”

“Bir hakim hüküm vereceği zaman, içtihat eder-deliller doğrultusunda karar verir." 

“Hakim öfkeli iken iki kişi arasında hüküm veremez.” 

(M. Asım Köksal, Hz. Muhammed ve İslamiyet, Medine Devri, Cilt 1, Sayfa 201, İrfan Yayınevi, 2. Baskı)

Kur’an’daki ayetlerden ve Hz. Muhammed’in sözlerinden de anlaşılacağı gibi İslam dini adalete çok önem vermiştir. Kur’an’ı Kerim tümden incelendiğinde, adalet ve iyi ahlakın İslam dininin vazgeçilmez ilkeleri olduğu görülecektir. O halde, İslam ülkelerinde durum neden tersine işlemektedir? Bunu maddeler halinde şöyle açıklayabiliriz:

1-Gerek Emevi gerek Abbasi hanedanlıkları altı yüz yıl boyunca yönettikleri İslam coğrafyasında adalet ilkesi ile hareket etmemişlerdi. Hanedanlıklarının devamı için kadı ve hakimleri kendi kontrolleri altında tutmuşlardı.

2- Halkı eğitimsiz ve cahil bırakarak, tüm yaşananların “kaderleri” olduğuna inandırmışlardı.

3- Emevi ve Abbasi sultanları, kendilerini halka “Allah’ın yeryüzündeki temsilcileri” olduklarına inandırmışlardı. Bu gerekçeyle “kutsallık” zırhına bürünerek dokunulmazlık elde etmişler, yaptıkları eylemlerden ve uygulamalardan muaf tutulmuşlardı.

4- Gerek ilim adamları gerek bilim adamları baskı altına alınmış, fikir özgürlüğü ortadan kaldırılmıştı. Özellikle kendilerine muhalif gördükleri ilim ve bilim adamlarına idama varan çok ağır cezalar uyguluyorlardı.

5- Halktan topladıkları vergileri kendi zevk ve sefahatları için kullanıyorlardı. Toplumla bağları yoktu. Bu nedenle toplumun yaşam şartlarından bi haberdiler. Halk dünyadaki olaylardan ve gelişmelerden kopuk yaşıyordu.

6- Devleti yöneten vezir ve bürokratlar, liyakat ilkelerine göre değil, sadakate göre belirleniyordu.

7- Dinde aklı kullanmak yerine, nakli esas almışlardı. Bu nedenle de dinde içtihatları-yorumları reddediyorlardı. Bu da toplumu yedinci yüzyılla sabit tutup, tüm gelişmelere kapalı hale getiriyordu.

Yukarıda tespit ettiğimiz nedenlerden dolayı,  halkın eğitimine önem verilmemiş, toplum bilimden, ilimden, sanattan yoksun bırakıldığı gibi adalet ve iyi ahlak ilkelerinden de uzaklaşılmıştı. Bunun sonucu olarak,  İslam ülkeleri dünyadaki gelişmelerin gerisinde kalmışlardı.

Sonuç olarak, İslam coğrafyasının devlet yöneticileri, Hz. Muhammed’in yedinci yüzyılda tebliğ ettiği yenilikleri ileriye taşıyamamışlar, ülkelerinin dünyadaki medeniyetlerin gerisinde kalmasına neden olmuşlardır. İslam coğrafyasında maalesef Emevi ve Abbasilerin yönetim anlayışı bugün bile büyük ölçüde devam etmektedir. Bu anlayış değişmeden İslam ülkelerinin dünya medeniyetinde söz sahibi olmaları mümkün değildir. Bunun çaresi, İslam coğrafyasında adaleti, fikir özgürlüğünü, aklı kullanmayı ve bilimi hakim kılmaktır. 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum