Hünkâr Hacı Bektaş-i Veli ve Hacı Kureş (Seyyid Mahmut Hayrani)arasında Pir -Mürşit Kimdir? Kureyşan Ocagı Şeceresi Yayıldığı Alanlar Nereleridir?
07 Mart 2023, Salı 07:48
Sizsiniz tüm ikram ve cömertliklerin sahibi
Çünkü sizin dedeniz büyük resuldü
Sizsiniz kavmin en değerli bineklere binenleri
Çünkü anneniz o tertemiz Betül’dü
Kur’an gerçekten de size indi
Bu ne büyük bir övünç ve şerefti
Siz kavmin en övgüye layıklarıydınız bilindi
Çünkü dedeniz Cebrail’le görüşmek şerefine erişti
Ey defnedilenlerin en hayırlısı
Senin defnedilmenle toprak güzelliklere belendi
Canım feda olsun bu kabrin sahibine
O kabirde cömertlik var, avf var isteyene
Kureyşan İcazetnamesinden
Selçuklu Padişahı Alâeddin Keykubat (1192-1237 ) sefere çıkar Bağayen
Kalesine varır, bu kalenin komutanı ‘’ Nehrin karşı yakasında bulunan
köyde bir Seyyit vardır Kureyş adında halk arasında bu adamın kerameti
vardır deniliyor, bana göre bu zat bir büyücüdür’’ der şikâyette
bulunur padişaha, Alâeddin Keykubat Seyit Kureyş’le görüşmek ister:
Büyüden hoşlanmayan ve Seyitlere son derece saygılı olan Padişah,
askerlerini gönderir. Kureyşi getirtir. Padişahın huzuruna çıkarırlar
ve Padişah ‘büyücülükle uğraşıyormuşsun?’ der ve bir şeyler
göstermesini ister Kureyş Padişahın isteğini reddeder. Ve ‘kerametimiz
ceddimizin himmeti, yüce Allah’ın inayetiyle gerçekleşmektedir’ der.
Padişah da: ‘’madem kerametin varsa fırına gir de ispatla’ ’der.
Askerler fırına odun atarak kızgın ateş halini aldıktan sonra padişah
emir verir. Kureyşi fırına atmaları için, Kureyş padişahın en yakını
olan naip’in bileğinden yakalayıp beraber fırına sürükler,
Aradan belli bir süre sonra fırının kapısını açarlar ve hayrete
düşerler. İkisi de yaşıyordur ve naip buz tutmuştur, askerler beyaz
beyaz diye bağırırlar bir süre sonra padişah Kureyşe sorar bu olayı
nasıl yaptığını?
Seyit Kureyş ‘adamına sor’ der, naip kendine geldikten sonra anlatır
olayı ‘’padişahım biz fırına girince bir kaç saniye içinde eririz
zannettim, o kadar sıcaktı ki fırının içi, birden gaipten bir kuş
peyda oldu ve her kanat çırpmasıyla fırının içi serinliyordu sonra
üşüdüğümü donmak üzere olduğumu hissettim ondan sonrasını
hatırlamıyorum’’
Alâeddin Keykubat Palu bölgesini Kureyşe vermek ister. Ondan özür
diler. Kureyş bunu kabul etmez. ‘Maddiyatta gözümüz yoktur’ der ve
reddeder. Padişah bölgeden ayrılmadan naip artık padişahtan ayrılmak
Kureyşin hizmetine girmek ister, padişah naibin isteğini kabul eder ve
bölgeden ayrılır.
Elvan Çelebi’nin seyahatnamesinde orası şöyle tarif edilir: ‘Palu
Kalesinde bağayen namında irem bağı gibi bir köy vardır meşhur bir
gezinti yeridir. Palu beylerin hassıdır.’ Çellağaş köyü, Palu bu günkü
Elazığ Karakoçan bölgeleridir ve bölgedekilere Palolular denir halen.
Seyit Mahmut Hayrani
Pir Baba İlyas ve üç oğlunun asılmasından sonra ( Yahya, Mahmut, Halis
) dördüncü oğlu Seyit Muhlis küçük olduğundan mürşitlik postuna
oturamadığından en yakın akrabaları Hacı Bektaş Veli ve Seyit Mahmut
Hayrani idi. Birisinin mürşitlik postuna oturması lazımdı. Çünkü
mürşitlik postu aynı soydan olan ve maneviyatı ile de en uygun olan
evlada verilir, Allah’ın takdiriyle.
İşte bu keramet olayı bundan ibarettir canlar, müritler ve pirler,
Hacı Bektaşi Veli ve Seyit Mahmut Hayrani güzel bir ‘’düello’’
‘’yarışma’’ya diyelim artık giriyorlar. İkisi de ermiş, hakikat
kapısındalar, keramet sahibidirler, o keramet anında karşılaşmada,
Allah Hacı Bektaş Veli’yi mürşitliğe seçilmiştir. Seyir Mahmut
Hayrani de bunu kabul etmiştir. Beraberindeki 300 Dervişi ve orda
bulunan erenler de Hacı Bektaşi kabullenip ve mürşit seçmişlerdir.
Beraber bağdalanıp cem yapmışlardır görevler belirlenip verilmiştir.
1240’larda baba İshak Alevi Türkmen isyanlarında Selçuklular inanılmaz
alevi katliamları yapmışlardır. Hacı Bektaş-ı Veli, Sarı Saltuk,
Mahmut Hayrani, Ağu İçen (Karadonlu Can Baba ) ve daha nice erenler
Dersim bölgelerinde saklanmışlardır.
Selçuklular 1243 de Moğollara yenik düşmüşlerdir. Ve tekrar Pirler
falietlerine başlamışlardır. Bu zatların hep bir arada olmaları
tesadüf değildir yakın akrabadırlar amaçları aynıdır yol aynıdır.
Seyit Mahmut Hayrani Kureyşan Ocağının önemli evlatlarındandır. Seyit
Haydar Gazi soyundandır. Ehl-i Beyt’in yolunda çok mücadeleler
vermiştir. Hacı Bektaş Veli ile Pir Baba İlyas amcaoğludur. Seyit
Mahmut Hayrani Pir Baba İlyas evlatlarındandır. Hacı Bektaş Veli ile
Seyit Mahmut Hayrani sürekli yakın ilişki de bulunmuştur, farklı
bölgelerde de olsalar merkez Hacı Bektaş Veli Dergâhı’dır.
Seyyid Mahmut Hayrani Kimdir ?
7. İmam Musa-ı Kazim Evladı Musa-ı Sani'nin 3 oğlu vardır.
İbrahim Sani, İbrahim Mükerrem ve İbrahim Mücab'dır.
İran ve Irak'taki dedelerin soyu, İbrahim Mücab'a dayanır.
İbrahim Sani'den Pir Seyyid Muhammed yani Hünkar Hacı Bektaş Veli gelmiştir
İbrahim Mükerrem'den Seyyid Mahmut Hayrani gelmiştir.
Seyyid Mahmudu Hayrani Horasan'dan Anadolu'ya Amcaoğlu Hünkar Hacı Bektaş Veli'den önce gelmiştir.
O geldiğinde Anadolu'nun adı Rum diyarıdır. Buraya gelmiş Erenlerinde adi Rum Erenleridir.
Seyyid Mahmud u Hayrani iki evladı vardır. Hüseyin ve Gazi'dir.
Bugün Türbesi gelip yerleştiği Konya/ Akşehir'dedir.
(Ehli Beyt Nesli Seyyid Mahmud Hayrani ve Evlatları Yazan :Profesör 1400 Derleyen: Seyyid Hacı Mustafa Aklıbaşında Aralık 1993 Ufuk Matbaası s.9)
Rivayetler olunur ki;
Seyyid Mahmut Hayrani 390 Dervişi ile bir Aslana binip eline bir yılan alıp kamçı yapıp Akşehir'den yola çıktığı bildirilince mana aleminden ' Arslana binmiş bir er geliyor' denince dervişleri sordular 'Acaba bu gelen kim ola ki' ?
Hünkar Hacı Bektaş Veli " Kamçısı yılan bineği aslan. Muhakkak bizim Seyyid Mahmut ' deyip ayağa kalktı. Bir kayaya binerek onu karşıladı.
VİLÂYETNAME'de bu olay şöyle anlatılır;
"Seyyid Mahmut Hayrani bir arslanın sırtına binmiş elline de yılandan
bir kamçı almış Sulucakarahöyük `e[1], Hünkâr Hacı Bektaş `ın yanına
varmış...
Hacı Bektaş Veli bakmış ki karşısında, altında Arslan, elinde ejderha,Seyit Mahmut Hayrani geliyor.
O da duvara binmiş ve yürü demiş duvara. Duvar yürümeye başlamış.Marifet, cansızı yürütmektir, canlıyı değil` deyince, Seyit Mahmut Hayrani, Hünkârı takdir ederek aşağıdaki nefesi okumuştur;
''Ne erler halk etti cenab ı bari
Kimi şirre bindi gem etti marı
Velakin yürütmek cansız duvarı
Hace Bektaş Veli hünkâra mahsus''
Seyyid Mahmut Hünkar'ın 'Duvar yürütme' hadisesinden sonra Hayrani adıyla açılmıştır. Hünkar'a 390 Dervişiyle bağlamıştır. Safa -yı Nazar edip Hünkâr hırkasını giydirip onu Halifeleri arasına almıştır.
Seyyid Mahmut Hayrani tekrar Akşehir 'e dönmek için Hünkar Hacı Bektaş Veli'den himmet istemiştir. (Seyyid Mahmut s.10)
Ocakların Sembolik Olmuş Kerametleri
Dostlar keramet olayı bazı yazar arkadaşlar tarafından bilinçsizce
basitleştiriliyor ve anlamsızlaştırılıyor. Oysaki bu bizim felsefede
kutsal bir kavramdır. Asırlardır süregelen bu ilahi olaylar günümüzde
bizlere çok ipuçları veriyor. Birbirine benzer fakat başka zatların
başından geçen bu olaylar bize bazı sırlar veriyor. Bu sır bu
erenlerin arasındaki bağlılığı ilişkilerinin de ispatıdır.
Erenlerin farklı yerlerde gösterdikleri kerametlerin benzerlikleri O’
zatların aynı kişiler olduğunu da kanıtlayabiliyor. Ana konusu
bozulmadan, destan şeklinde günümüze kadar anlatılmış bu olaylar
asırlardır dimağımızda duran gerçek tarihimizin anılar bütünüdür. O
anlatımların içinde çok sırlar gizlenmiştir.
Ocakların sembolik olmuş kerametleri:
Hacı Bektaş-i Veli’nin Su, Helva, Duvar’dır. Baba Mansur un Duvar’dır.
Munzur Baba’nın Helva’dır. Kureyş ‘in Ateş’tir. Abdal Musa’nın Ateş’tir.
Seyit Mahmut Hayrani’nin (Hacı Kureyş) Aslan ve Yılan’dır. Karaca
Ahmet in Aslan ve Yılan’dır.
Ağuçan ( Ağu İçen, Karadonlu Can Baba) in Zehir’dir. Sarı Saltuk’un Tabut’tur.
Saltuknameden örnek:
Acem[2] ‘de bir kişi vardı. Adına Karaca Ahmet derlerdi. Gürbüz bir
kişi idi. Duydu ki: Bektaş Rum’a gelmiş. ‘Gidip görelim nasıl bir er
imiş’ dedi. Bir aslana binip yılanı da kamçı yapıp eline aldı.
Dervişlerini yanına katıp yürüdü.
Bektaş duydu ki; Ahmet bir aslana binmiş geliyor. Tekkesinin bir
duvarını yarıp, o duvara bindi. Ahmet’e karşı yürüdü. Ahmet bu durumu
görünce, Bektaş’a hayran kaldı. Bu Karaca Ahmet ki, tüm cinlere hüküm
ederdi. Çünkü Sultan Süleyman’ın seccadesinde oturuyordu. Bütün cinler
onu severdi.
Bektaş ise Hz. İbrahim in seccadesinde oturuyordu melekler ona
bağlıydı. Karaca Ahmet hatasını anlayıp aslandan indi, yılanı da yere
attı. Bektaş’ın elini öptü. Bektaş da onun gözlerini öptü. Ahmet bir
kaç gün misafir kaldıktan sonra izin alıp gitti.
Karaca Ahmet Sultan'ın Türkistan'dan Anadolu'ya gelen Alp erenlerden
olduğunu XIII - XIV. Yüzyıllarda yaşadığını kaynaklar belirtmektedir.
O yıllarda Anadolu'ya yerleşmiş olan Hünkar Hacı Bektaş Veli ile
buluştuğu O'nun yakınları olan; Abdal Musa Sultan, Geyikli Baba, Barak
Baba, Karadonlu Can Baba, Kızıl Deli Sultan, Sarı Saltuk Sultan, Kolu
Açık Hacim Sultan, Taptuk Emre gibi birçok Anadolu ereni ile
tanıştığı, birlikte Cem ettiği Anadolu'yu irşat etmek içinde yapılan
görev bölümüne katıldığı anlaşılmaktadır.
Karaca Ahmet Sultan'ın Hacı Bektaş Veli'nin yanında
dervişlik hizmeti yaptığı, O'nun tarafından yetiştirildiği Alevilikte
12 Hizmetten biri olan "Gözcü" lük görevinin bizzat Pir Hacı Bektaş
Veli tarafından verildiği o günden beri kendisinin "Gözcü Karaca Ahmet
Sultan"diye anıldığını, bugün Alevi cemlerindeki "Gözcülük hizmetinin
hala O'nun ismi ile yapıldığını kaydetmektedir.
Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesinda Hacı Bektaş Veli'nin Karaca Ahmet
Sultan'a ; "Karaca'm, Karaca'm... bir yerde mekanın olsun, kırk yerde
çerağın yansın...!" dediği yazılıdır. Buradan anlaşılan; O'nun bir
yerde yerleşip oturması ama sayısız yerde çerağının yanması çevresini
aydınlatması, çevresindeki insanları irşat etmesidir. Karaca Ahmet
Sultan'ın Anadolu'da yedi yerde mekânının olduğu yani yatırının
olduğunu da tarihi ile ilgili yazılanlardan öğreniyoruz. Bunlar;
Manisa, Aydın, Afyon, Sivrihisar ve İstanbul’dur. Manisa'daki;
Akhisar/ Karaköy'de,.Eşme'deki, Karaca Ahmet Köyü'nde, ayrıca Manisa/
Horoz Köyü'nde dir. Ayrıca Eşme'deki Karaca Ahmet Köyü'nde annesi
Sultan Ana'nında mezarı olduğu biliniyor. Karaca Ahmet Sultan'ın adı
Manisa ve Afyonkarahisar'ın fetihlerinde de geçiyor.
Şimdi her canın ve Dedenin bildiği Seyit Mahmut Hayrani ve Hacı
Bektaşi Veli arasındaki keramet gösterme olayını okuyalım:
Velayetname’den ve Saltukname’den ;
Akyanos ( Akşehir ) da Seyyit Mahmut Hayrani (Gazi Kureyş, Hacı
Kureyş) adında biri vardı. Aslanın üzerine binerek kamçı olarak da
eline yılanı alarak yanında 300 dervişiyle Hacı Bektaş’ı ziyarete
gelir. Haberi alan Hacı Bektaş ‘’Erenler canlıya binmiş gelir bizde
cansıza binelim’’ der.
Kızılca halvet yakının da, bir kayaya biner Hu! Deyip kayayı yürütür.
Seyit Mahmut Hayrani’yi karşılamaya gider. Bunu görünce Seyit Mahmut
Hayrani aslandan iner hünkârla görüşürler elini öper. Diğer
dervişlerde görüşürler tekkeye (dergâh) a toplanırlar bağdaş kurup cem
olurlar, bir hafta sürer bu cem.
Kerametlerin Benzerliklerinin Sebebi
Kerametleri okuduğumuzda aradaki fark sadece isim değişikliğidir. Bazı
yerlerde Hünkâr Hacı Bektaş ile Karaca Ahmet Sultan bazı yerlerde
Seyit Mahmut Hayrani arasında geçtiği söylenen bu olay bize buradaki
meselenin Mürşit Pir Rehber(Rayber) arasındaki ilişkiyi netleştirmek
için gösterilmiş kerametler olduğu gerçeğidir.
Mürşit Pir Rehber sıralamasını yaparsak;
Mürşit = Hacı Bektaşi Veli
Pir = Abdal Musa Sultan, Kızıldeli Sultan, Kolu Açık Hacım Sultan,
Geyikli Baba, Karadonlu Can Baba( Avuçan), Karaca Ahmet Sultan Güvenç
Abdal ve Seyit Mahmut Hayrani (Hacı Kureyş) olduğu gerçeğine ulaşırız.
Seyyid Mahmut Hayrani ve Evlatları
7.İmamımız İmam Musa -i Kazım'ın yedinci torunu olan Musa Sani'nin oğlu Mükerrem Mücab'ın oğlu Seyyid Mahmut Hayrani'dir.
Seyyid Mahmut Hayraninin türbesi yaşadığı Konya Akşehir'de bulunur.
Seyyid Mahmut Hayrani'nin de iki oğlu vardır. Birisi Seyyid Gazi, birisi de Seyyid Gazi'den gelen evatlarıdır.
( Seyyid Mahmut s.18)
Seyyid Mahmut Hayrani
Seyyid Hüseyin
Hacı Seyyid Gazi
Hacı Seyyid Gülüm
Hacı Seyyid Ali
Hacı Seyyid İsmail
Hacı Seyyid Abdülkeyf
Hacı Seyyid Mustafa
Hacı Seyyid İsmin
Hacı Seyyid Teberdar
Hacı Seyyid Gazi
Hacı Seyyid Dursun-i Dida
Hacı Seyyid Kureyş
Seyyid Mahmut Hayraniden Işte bu silsile ile Hacı Seyyid Kureyş toplum içinde BÜYÜK KUREYŞ diye adlandırılır.
Büyük Hacı Kureyş Adıyaman ile Antep arasında bulunan Cincef'e yerleşmiştir.
Büyük Seyyid Hacı Kureyş Hacca gitmiş oradan Mısırdan bir kadınla evlendi. Kadının iki çocuğu vardı.
Bu iki çocuktan türeyen üvey evlatlarının oluşturduğu aileye Mısırlıoğulları denir.
Büyük Seyyid Kureyş'in bugün türbesi Adiyaman Antep arasında Cıncef nahiyesinde Şıhlar Köyünde bulunmaktadır.
Bu türbeye bugün hala Adiyaman Antep Urfa Suruç Malatya ve Diyarbakır'dan talipler gelir kurbanlar keser ziyaret edilir.
Büyük Hacı Kureyşin öz oğlu Seyyid Kıl'a Mısırlıoğulları eziyet ederler. Seyyid Kıl'da üvey kardeşlerinin zulmünden Adıyaman'dan Tunceli'ye gider.
Seyyid Kıl burada büyük keramaetler gösterdi. Abdal Musa'nın kızı ile evlendi. Abdal Musa Sultan'ın kızından bir oğlu dünyaya geldi. İsmi Şah Haydar'dır.
O dağda sır olunca Düzgün Baba denmiş adına dağın adına da Düzgün Baba Dağıdır.( Seyyid Mahmut s.18-19)
Düzgün Baba’nın Kerameti
Kışın şubat ayında keçilerinin besili olduğunu fark eden Kureyş
‘’acaba benim oğlan kışın ortasında bu hayvanlara ne yediriyor ki,
hayvanlar bu kadar güzel besleniyorlar’’ diye merak eder bir gün
gizlice oğlunu takip eder ve hayvanların bulunduğu yere gider.
Birde bakar ki oğlu elinde ki çubuğu ile hangi ağaca vuruyorsa, ağaç
yeşeriyor ve keçilerde bundan besleniyor. Kureyş durumu gördükten
sonra gitmek ister. O anda arka arkaya hapşıran keçiye oğlu ‘’ne oldu
babam Kureyşimi gördün de böyle yapıyorsun’ der. O anda babasını
hisseder, arkasını döndüğünde babasını görür ve utancından dağa doğru
kaçar.
Belli bir zaman süre sonra Kureyş müritlerinden bir kaçını gönderir
oğlunun durumunu öğrenmek için. Müritler Kureyş’in oğluna varırlar hal
durumunun iyi düzgün olduğunu görürler Döndüklerinde bunu aynı şekilde
söylerler ve zamanla ismi Haydar olan bu Seyit artık DÜZGÜN BABA diyehitap edilir. Bu dağda sırrı olur gider.
Seyyid Kıl'ın ikinci Evliliği ve Evlatları
Seyyid Kıl oğlu Düzgün Baba sır olunca tekrar evlendi.Seyyid Kıl (Hacı Kureyş) 'ın bu evlilikten altı oğlu oldu. Oğullarının adları : Seyyid Kıl, Seyyid İsmail, Seyyid Mav, Seyyid Dursun, Seyyid Rıza, Seyyid Kamil'dir.
Seyyid Kamil'in oğlu Seyyid Kureyş'tir. Ona Küçük Kureyş denilir.
Küçük Kureyş'in Hüseyin, Gazi, Gülüm ve Ali isimli dört oğlu oldu.
Bunlardan Gaziyanlar Erzincan'a gittiler. Erzincan'da bu kol vardır.
Tunceli'de Ali'yanlar Hüseyin ler Gülümler diye kollar oluştu.
Bunlardan da Hemolar Çinolar Kudanlar Tuncelide kaldı. Diğerleri Türkiye ye yayıldı.
Erzincan'a giden Gaziyanlar Hınıs Erzurum ve Sivas bölgesine yayıldı.( Seyyid Mahmut s.18-19)
Kureyşan Aşireti
Kureyşan aşireti 7-8 kabileye ayrılmıştır. Hüsenan, Golan, Kalyan,
Dalyan, Alyan, Haman, Süleymanan, Çıtan, Kodan, Seyhan, Gaziyan bu
kabilelerden başlıcalardır. Bilge kişiliği nedeni ile çağında saygı
duyulan insanlar arasında yer alır. İlk olarak Adıyaman'a
(Recep-Bistikan Yargucı ailesi ataları)yerleşen aşiret daha sonra
Bingöl, Erzincan, Tunceli, Erzurum ve Elazığ'ın köylerine yerleşir.
Günümüzde Türkiye'nin pek çok köyüne ve ilçesine bu aşirete mensup
insanlar hakimdir. Afyon'da, Adıyaman'da Tunceli'de ve birçok il ve
ilçede Kureyş Dede türbesi ile ölümsüzleştirilmiştir. Bu aşirete bağlı
köylerden bazıları Elazığ ili Karakoçan ilçesine bağlı Akkuş köyü,
Bingöl Kiği'ye bağlı Nacaklı (Avtinik) köyü ve Tokat'ın Almus
ilçesinde Dersim kökenli köylerde bu aşirete mensup kişiler vardır.
Anadolu'daki mevcut seyit ocaklarının içinde en eski tarihli
şecerename bu ocağın elindedir. Veriliş tarihi 1232 yılında şecereyi
Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad onaylamıştır. Gerek Anadolu
Selçuklu Devleti, gerek Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk yıllarında
hürmet görmüştür. Sonraları Osmanlı Devleti'nin İran'la giriştiği
mezhepsel siyasi mücadele sırasında yukarı Murat havzasındaki
Alevilerin dini önderi olan Kureşanlılar Safevi Devleti'ne
yakınlıklarından ötürü Osmanlı'nın Sünni uleması tarafından
dışlanmıştır. Şah Veli İsyanı ve Kalender Şah İsyanına destek
vermişlerdir.
Kureyşan Ocağı
Bu ocak kesinlikle Seyitlerdendir yani evladı Resullerdir. Bu ocak
Aleviliğin yayılmasında örgütlenmesinde büyük görevler almıştır. Her
tarihte, bundan ötürü de çok talip kitlesine sahiptir. Türkiye’nin her
bölgesine yayılmıştır, son dönemlerde, siyasi, politik, geçim,
sebeplerinden dolayı birçok ülkede Kureyşan ocağı evlatları bulunur.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin postuna oturduğu Sulucakarahöyük’teki merkez
tekke tarihler boyunca yağmalandığından ve en son 1924’lerde Tekke ve
Zaviyelerin Kapatılması Üzerine Kanunuyla dokümanların yakılıp yok
edilmiştir. Kalanlarında el konulup gizli arşivlerde ortaya
çıkarılmadığından dolayı, ocakların babadan oğula vasıflı olan
seçilmiş evlatların kesintisiz isimli soy şecerelerini bulmak çok zor,
ama önemli olan kilit noktaları bulup açıklığa çıkarmaktır.
Sonuç da seyidin evladı Resul ocakzadeler toplumu şahitliği ile
günümüze taşımışlardır. Toplum da, talipler de, onları kabullenmiş
beraber yol sürmüşlerdir. Umarım gelecekte yeni belgelerin ortaya
çıkması ve Osmanlıca bile Alevi aydınlarının sayısının çoğalması ile
saklanan bu arşivlerden yeni belgelerin bulunması ile bu zorlu dönemi
de atlatır tekrar tam anlamıyla pir talip ilişkileri yeniden düzenli
bir şekilde oluşturulur.
Kureyşan ocağı kalabalık bir talip kitlesine sahip olmasının nedeni,
verdiği mücadele ve hizmetlerinden dolayıdır’ Alevilik de pir ve talip
ilişkilerini en güzel şekilde günümüze kadar taşıyabilmişlerdir. Bazı
bilgiler bu ocağın İmam Musa-i Kazım’dan ayrıldığını söylüyorlarsa da
İmam Musa-i Kazım döneminde ( M. 745-799 ) Anadolu’ya göç yoktu.
Aksine İmam Rıza’nın Horasan’ı irşat etmesi sonrasında Anadolu’ya
göçmeler olmuştur. Üstelikte Seyit Mahmut Hayrani ve Hacı Bektaşi Veli
ile akrabalık bağı, asırlardır anlatılan bu iki zatın amca çocukları
oldukları bilinmektedir ve bu akrabalık bağı, İmam Taki üzerindendir.
Nişabur Dergahı Piri Seyyit musa nın üç oğlu:
Seyyit Ali, Seyyit İbrahhim Sani, Seyyit Haydar Gazi
Seyit Haydar Gazi Kureyş’dir ocak bu koldan imam Taki ye bağlanır.
Halen Dersim ve diğer bölgelerde de Kureyşan ocağının Gaziler kolu
vardır.
Kureyş Baba (Haydar Gazi) gelen Moğol tehlikesinden dolayı,
Nişabur’dan ayrılıp günümüzdeki İran topraklarında olan Hoy kentine
yerleşiyor, kardeşleri ile Seyit Ali ve Seyit İbrahim Sani ile beraber
bir süre orda kalıyorlar bu zatlar. Seyit Haydar Gazi oğullarıyla
beraber Anadolu’ya geçiyor mekân tuttukları yerler; Malatya,
Palu(Elazığ), Dersim bölgeleri bir kaçıdır.
Kureyş kelime anlamı Farsçada yazılışı KHORAZAN yani günümüz
Türkçe’sinde HORASAN dediğimiz bölgenin adıdır anlamı <<güneşin
doğduğu yer>> dir. Halk arasında farsi dilinden ayrılma, Zazaca
diliyle bu ocağa ( Quresan ) denilir. Bu da tesadüf bir rastlantı
değildir. O, bölgeden geldikleri için ocağın evlatları bu ismi
kullanmışlardır. Zamanla farklı lehçe ile farklılaşmıştır.
Günümüze kadar gelen ocakların çoğu değişik isimlerle anılmaktadır,
ortalama 200 civarında ocak olduğu söylenmektedir. Oysaki bazı
ocakların evlatları yola verdikleri hizmetlerinden mücadelelerinden
dolayı ve aldıkları desturlardan gösterdikleri kerametlerinden ötürü
bu pirler dergâhlarını kurup mürit yetiştirmişlerdir.
Günümüz de ayrı ocaklarmış gibi aktarılmışlardır. Ve önemli bir
noktada dönemin şartlarına tehlikelerine göre de bazen izlerini
kaybettirip başka yerlerde başka isimle mücadelelerini
sürdürmüşlerdir. Sonuçta bu ocaklar aynı kökün görev ve bölge
taksimatı olarak ayrılmaları onların farklı ve bağımsız ocak
olduklarını göstermez. Üstelik hepsi bir kökten akrabadırlar. İşte
Kureyşan Ocağı da bunlardan bir ocaktır ve Hünkar Hacı Bektaşi
Veli’nin amca oğlu yani öz akrabasıdır.
İmam Taki’ Den Ayrılma Kardeş Ocaklar
Pir Baba İlyas’ın Babai İsyanından sonra toparlanan ve Hünkar Hacı
Bektaş Veli’ye bağlanan ocaklar.
· Hünkar Hacı Bektaşı Veli Dergah,
· Abdal Musa Ocağı,
· Kureyşan Ocağı,
· Güvenç Abdal
· Kolu Açık Hacım Sultan Recep Seyyit Ocağı,
· Kızıl Deli Seyyit Ali Sultan Ocağı,
· Karaca Ahmet Ocağı,
· Baba Mansur Ocağı
· Hüseyin Abdal Ocağı,
· Hasan Dede Ocağı,
· Hıdır Abdal Ocağı,
Kureyşan Ocağının Dersim Ve Bölgesinde Çoğaldığı Evlatlar
1.Seyyit Hüseyin
2.Seyyit Mevali
3.Seyyit Ali
4.Seyyit Gülabi
5.Seyyit Gazi
Kureyşan Ocağına Bağlı Aşiretler Ve Talipler
1. Are-İ Aşireti
2. Alan Aşireti
3. Arap Tahir ( Çakır Tahir? ) Aşireti
4. Bahtiyar Aşireti
5. Beritan ( Rutan ) Aşireti
6. Badılan Aşireti
7. Baba Mansur Ocağı[3]
8. Çar-Er-Kan Çarekan Ocağı
9. Çalfar Aşireti
10. Deman Aşireti
11. Dada ( Dedo ) Aşireti
12. Hıran (Harran ) Aşireti
13. Hurmekan Aşireti
14. Haydaran Aşireti
15. İzol Aşireti
16. Kolan Aşireti
17. Lolan Aşireti
18. Karsan ( Karsano ) Aşireti
19. Mardini ( Medin ) Aşireti
20. Masık Aşireti
21. Milan ( Millet ) Aşireti
22. Sür Aşireti
23. Sad Aşireti
24. Zudolyan Aşireti
Kureyşan Ocağının Dersim’de Yerleşim Yerleri
1.Ağaşenliği- Pülümür
2.Aktaş –Ovacık
3.Ambar- Merkez
4.Aşağı Doluca-Nazımiye
5.Güneyçik-Nazımiye
6.Ballıca-Nazımiye
7.Sarıbudak-Pülümür
8.Başkaleçik-Pülümür
9.Çağlayan-Pülümür
10.Illısu-Nazımiye
11.Aşağı Çanakcı-Mazgirt
12.Çalkıran Merkez
13.Çulur-Merkez
14.Pınar-Merkez
15.Büyük Yurt-Nazımiye
16.Elmalı-Pülümür
17.Turnayolu-Nazımiye
18.Büyük Yurt-Nazımiye
19.Halit Pınar-Ovacık
20.Güzel Pınar-Nazımiye
21.Baba Ocağı-Merkez
22.Yazgeldi-Nazımiye
23.Yakaçık-Nazımiye
24.Kopuzlar-Merkez
25.Dallıbaba-Nazımiye
26.Köklüce-Mazğirt
27.Günlüçe-Nazımiye
28.Kenyalı-Pertek
29.Kıklar-?
30.Üçdam-Merkez
31.Batman-Merkez
32.Aslan Yurdu-Merkez
33.Ünven-Pülümür
34.Kangalı-Pülümür
35.Nüşüt-Merkez
36.Uzuntarla-Merkez
37.Yukarı Çanakçı-Mazğirt
38.Yerizik-Pülümür
39.Efe Ağılı-Pülümür
40.Karşılar-Merkez
41.Baylık-Merkez
42.Aktuluk-Merkez
43.Şahverdi-Ovacık
44.Alaçık-Merkez
45.Sumak-Pertek
46.Senek-Pülümür
47.Çevreçik-Nazımiye
48.Alacık-Merkez
49.Gömemiş-Merkez
50.Bostanlı-Nazımiye
51.Uzuntarla-Merkez
52. Kozulça-Hozat
53.Boydaş-Hozat
Hak yolumuzu bu pirlerimizin yoluna çıkarsın bizi. Aşk ile…
Mehmet Özgür Ersan[4]
Kaynak :
1) Hacı Bektaş Veli Velayetnamesi Can Yayınları
2) R. Yörükoğlu, Okunacak En Büyük Kitap İnsandır, Alev
Yayınları, Beşinci Basım, Nisan 1995
3) Doç. DR. Bedri Noyan, Bektaşilik Alevilik Nedir? Ankara 1987
4) Celalettin Ulusoy, Hacı Bektaş Veli ve Alevi Bektaşi Yolu,
5) Hacı Bektaş 1980
6) Baki Öz, Alevilik İle İlgili Osmanlı Belgeleri, Can Yayınları,
Birinci Baskı, Ekim 1995
7) İsmail Kaygusuz, Görmediğim Tanrıya Tapmam, Su Yayınları, İstanbul 2000
8) Ahmet Refik, 16. Asırda Rafızilik ve Bektaşilik, Muallim Ahmet
Halit Kitaphanesi, İstanbul 1932
9) Çetin Yetkin, Türk Halk Hareketleri ve Devrimler, Milliyet
Yayınları, İstanbul 198
10) Sarı Saltuk Saltukname Can Yayınları
11) Mehmet Özgür Ersan Anadolu’nun Devrimci İsyanları Tilki Kitapevi
12)Ehli Beyt Nesli Seyyid Mahmud Hayrani ve Evlatları Yazan :Profesör 1400 Derleyen: Seyyid Hacı Mustafa Aklıbaşında Aralık 1993 Ufuk Matbaası
________________________________
[1] Bugün ki Nevşehir’e bağlı Hacıbektaş Kasabası
[2] İran’a Arapların verdiği isim
[3] Kureyşan Ocağının da onlara Bağlı olduğu söylenir.
[4] Hacı Bektaş Veli Ocağı Kalender Abdal Çelebi Ocağı seyitlerinden.
5th February 2016, Mehmet Özgür Ersan tarafından yayınlandı
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum