İstanbul
06 Nisan, 2025, Pazar
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ALEVİLER VE ALLAH

02 Kasım 2024, Cumartesi 00:31

Alevî-Bektaşîler her söze, her işe “Bism-i Şah, Allah Allah!” diyerek başlar.

En büyük, şahların şahı Allah’a olan inanç ise “tevhîd” ile açıklanır.

Vahd” kökünden türeyen tevhîd, “bir şeyin bir ve tek olduğunu kabul etmek” anlamına gelir.

Tevhîdi inkâr etmek, reddetmek Alevî Bektaşî olmaktan çıkmak demektir.

Alevî Bektaşîler tevhîdi genişletmişler, “Lâ ilâhe illallah, Muhammeden rasulallah, Aliyen veliyullah” (Allah’ta başka ilah yoktur, Muhammed (O’nun) elçisidir, Ali (O’nun) velisidir) ekleri ile kendi İslâm yorumu anlayışlarını imânın şartına yüklemişlerdir.

TEVHÎDİN DAYANAĞI KUR’AN’DIR!

Tevhîdin genişletilmesinin dayanağı da yine Kur’an’dır.

Kur’an, müminlere Allah’ın elçisine ve O’nun Ehl-i Beyt’ine uymayı, onların sözünden çıkmamayı imânın ayrılmaz bir parçası olarak, emreder.

Hakk, Muhammed ve Ali birliğinin dayanağı da yine Kur’an’ın emirleridir.

Allah’ın birliğine, Muhammed’in elçiliğine Ali’nin velayetine iman etmek, Alevî Bektaşî yolunda tevhîd anlamına gelir ve bu şartın yerine getirilmemesi yoldan çıkmak, ikrârını bozmak, düşkün olmak demektir.

La İlâhe İllallah, Muhammeden Resulullah, diyenlere Aliyyun Veliyyullah demek de vaciptir.” Buyruk-İmam Cafer-i Sadık Buyruğu, Sayfa: 159. Yayına hazırlayan Prof. Dr. Fuat Bozkurt)

Bir derkenâr olarak şunu da belirteyim ki; Tevhîdin “Lâ ilâhe illallah” (Allah’tan başka ilâh yoktur) sözü ile sınırlı olduğuna dair bir tartışma da vardır.

Son olarak, 15 Temmuz hain darbe girişiminin lideri Fethullah Gülen’in tevhidi sınırlamak yönünde görüşleri olduğu iddialarının tartışma konusu olduğu, kamuoyuna da yansımıştı.

VAHDETTE VAR OLMAK: KEMALET

Devamla; her şeyi “var” eden Allah (ise, o halde) tüm varlıkların vücûd bulduğu (varlık) da kendisidir. (Kur’an’da belirtilen varoluş amacı olarak) Varlıkların tamamlandığı kemalet zirvesi de vücûddaki vahdettir.

Yani; insan (varlık) kemaletini vahdette tamamlar.

Bu düşüncenin Kaygusuz Abdal’ın çok bilinen bir dörtlüğünde tam olarak ifade edildiğini görüyoruz:

Bu âdem dedikleri,

El ayakla baş değil.

Âdem mânâya derler,

Suret ile kaş değil.

Kaygusuz Abdal gibi, pek çok Alevî Bektaşî erenlerinde insan cisimden ibaret bir varlık değildir.

Hatta, daha ileri giderek, cismin âdeme dönüşmesi, asıl insanlaşma gelişiminin (insan-ı kâmil) zorunluluğudur, diyebiliriz.

MÂNÂYA DÖNÜŞMEK: BİRLEMEK

Âdem olmak ise, mânâ âlemine ait bir kavram, dönüşüm-gelişim aşamasını ifade eder.

Mânâ”, Allah ile bir olma gayretinin adıdır.

Kaygusuz Abdal’ın çağdaşı Seyyid İmadeddin Nesimî ise, bu “mânâ”yı farklı dizelerle açıklar:

Sûretin nakşında her kim görmedi nakkâşını,

Vâhib-i sûret anın gözsüz yaratmış başını.

Sûret”in ortaya çıkarılmasında nakkâşı, yani yaratıcıyı görmeye çabalamayan kişiyi, demek ki, o sûretin bağışlayanı onun başını gözsüz (idraksiz) yaratmış olmalı, diyor, büyük Alevî Bektaşî ozanımız.

Kaygusuz Abdal’da “âdemin mânâ” olması ile Nesimî’de “suret”in kendi nakkâşını idrak etmesi, gerçekte insanoğunun aynı gayretine işaret eder: Sûret ile yaratıcısının “BİR”leşmesi, yani “vahdet”in tamamlanması.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Seyyid Hasan Çelik dede
    02-11-2024 10:27

    Yüreğinize gönlünüze dilinize sağlık güzel dile getirmiş eyvallah aşkı niyazımla

  • yorum avatar
    Metre ailesi.com
    02-11-2024 07:57

    Alevilik İslamiyetin en yüksek mertebesidir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum